MİLLİ İRADE KARACA MEDYA
»  YAZARLAR
»  ESKİŞEHİR BASININDA HAREKETLİ GÜNLER
ESKİŞEHİR BASININDA HAREKETLİ GÜNLER
Eskişehir Nöbetçi Eczaneler Listesi
50.YIL MİLLİ İRADE
»  ESKİŞEHİR'DE HAVA DURUMU
ESKİŞEHİR
Şikayet Kutusu
Eskişehir'de Sinemalar
Günlük Burçlar
KÖPRÜ
Hüsnü Arslan
arslan.husnu@hotmail.com
19.03.2018
YIL 1919!.. ZEKERİYA SERTEL MUSTAFA KEMAL’İ KEŞFEDİYOR.

Çanakkale Savaşlarının ilki, deniz savaşının 103. Yılını kutluyoruz. Kara Savaşı ile taçlandırılacak “Çanakkale Destanı”nın Türk tarihinin ötesinde Birinci Cihan Harbi’nin de kaderini nasıl değiştirdiği çok yazıldı, yazılıp anlatılıyor anılar.

Dünkü medyanın “bazılarında” olduğu gibi. Onlardan biri daha bir dikkatimi çekti. Başlıkta vurgulamaya çalıştığım gibi 99 yıl önce yazılan bir yazı tümünden fazla dikkat çekiciydi. Okuduğunuzda Çanakkale Zaferi’nin ötesinde “Mustafa Kemal’in keşfini” göreceğiz.

Yazarı, Türk Solunun önemli isimlerinden Gazeteci Zekeriya Sertel. Osmanlıca yayınlanan “Büyük Mecmua”da 20 Mart 1919 tarihli 3. Sayısındaki o yazının gerçek anlamda “ilk keşif” olduğu görülüyor.

Sertel’in,  (1890-1980) Fransa ve Almanya’nın asker kahramanlarından (General Foch ve Mareşal Ferdinand) kendi milletlerinden nasıl saygı ve sevgi gördüğünü anlatarak devam ediyor. Buyurun, 99 yıl öncesinin o yazısı…

İçimizde layık olanları dahi…

Büyüklere hürmet ve muhabbet (saygı ve sevgi) insanların ezelî bir ihtiyacıdır. Her millet kendisine; tapacak bir tip, hürmet edilecek bir şahsiyet yaratır. Ve ona öyle meziyetler (üstünlükler), öyle faziletler (erdemler) atfedilir ki, gençlik; önünde imtisâl edilecek (örnek alınacak), taabbüt derecesinde (taparcasına) sevilecek, bir şahsiyet bulmakta güçlük çekmez. İşte gerek Foş, [[gerek Hindenburg bu manada önemli iki şahsiyettir]]. Bütün Fransızlık, bugün Foş’a taabbüt ediyor (tapıyor) dense caizdir. Her millet gibi biz de, şüphesiz büyük ve yüksek şahsiyetlerin doğması ihtiyacını hissediyoruz. Fakat fertçe olduğumuz gibi cemiyetçe de o derece mütevazıyız ki (alçakgönüllüyüz ki) içimizden lâyık olanları dahi olduğundan fazla değil, olduğu kadar bile göstermekten ihtiraz ederiz (çekiniriz) . Gazeteci olmak itibariyle biliyorum ki bir gazeteci ecnebi (yabancı) bir adamı yükseltmekte hiçbir mahzur (sakınca) görmez de, kendi büyük adamlarımızı lâyık oldukları hürmet ve muhabbetle takdimde, tefâhüre hamledilir (övünmeye yorulur) endişesiyle, muhteriz (çekingen) görünür. Onun içindir ki, biz yaşayan adamlarımızın içinde hiç kimseye layık oldukları hürmet ve muhabbeti gösteremedik, medyun (borçlu) olduğumuz minnet ve şükran vazifesini yapamadık. Onları metheder, gençliğin ve milletin nazarında büyütürken, adeta kendimizi methediyormuş gibi ihtirazla (sakınmayla) hareket ediyorduk.

Zaferden mada bir de Mustafa Kemal…

İşte bizim tanınmış büyük adamlarımızın nadirâtı (azlığı) kısmen bundandır. Bütün milletler harpte yükselen simaları birer dahi mertebesine çıkardıkları halde, biz çok büyüklük gösteren nadir kumandanlarımızı bile tanımıyoruz. Hatta resmi tebliğlerimiz bile bize bunların isimlerini vermekten ihtiraz ettiler (kaçındılar). Ezcümle (özellikle) Mustafa Kemal ve Cevat Paşalarla[[milletimizin kahramanlığı Çanakkale savaşlarında bütün dünyaya ispat edilmişti]]. Bu hafta üçüncü devr-i senevîsine (yıl dönümüne) müsadif olan (tesadüf eden) fakat bulunduğumuz elîm vaziyet saikasıyla (acı durum nedeniyle) tes’idi müyesser olamayan (kutlanması kısmet olmayan) Çanakkale Muharebesi bize birçok muvaffakiyetlerden mada (başarılardan başka), bir de (Mustafa Kemal) kazandırmıştı. Osmanlı tarihinin en şerefli bir sayfasını işgal edeceğine şüphe olmayan Çanakkale muvaffakiyeti (başarısı) orada çarpışan Türklük ruhunu, Türklük fedakârlığını ispat ettiği gibi; bir de Mustafa Kemal gibi büyük bir kahramana malik (sahip) olduğumuzu gösterdi. Tarih Çanakkale vakasını (savaşlarını) kaydederken hiç şüphesiz Mustafa Kemal ve Cevat Paşa’ların (Cevat Çobanlı, Türk Generali, 1871-1938) isimlerini de altın harflerle yazacaktır. Mustafa Kemal, genç, azimkâr, metin (azimli dayanıklı) bir kumandandır. Çanakkale’de ordu nevmîd (ümitsiz) bir vaziyete düştüğü zaman ümidini bozmamış ve imanından aldığı kuvvetle, ordunun da maneviyatını yükseltmişti. Bu büyüklerini tanımak mecburiyetinde olan gençlik, [Mustafa Kemal] namını da (adını da) hafızalarına (belleğine) ilave etmeli ve halâskârlarımızdan (kurtarıcılarımızdan) birinin de O olduğunu unutmamalıdır.

Mehmet Zekeriya (SERTEL)"

ÇEVİRENİN AÇIKLAMALARI:

1- Bu yazı “Büyük Mecmua”nın 20 Mart 1335/1919 tarihli 3. sayısından alınmıştır.

2- Yazarı Mehmet Zekeriya (SERTEL)dır. Türk gazetecisi Z.Sertel, 1890-1980 yılları arasında yaşamıştır.

3- Yazı yayınlandığı sırada, İstanbul İtilaf devletlerinin işgali altındaydı. Ancak, Yunanlılar İzmir’i henüz istila etmemiş, Atatürk de Samsun’a çıkarak İstiklâl harbimizi başlatmamıştı.

Makaleye Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
Yorumunuz
 
9 + 3 =? işleminin sonucunu rakam ile aşağıya yazınız.
 
   
 

Web sitemiz, yorum ekleyen kişiye ait ip adresi, e-posta adresi ve ad-soyad bilgilerini saklama ve resmi makamlarca istenildiği takdirde bu bilgileri yorumcu onayı alınmaksızın iletme hakkına sahiptir.
Ana Sayfa   |   Seri İlanlar   |   Reklam   |   Foto Galeri   |   Şiir Köşesi   |   Künye   |   Önemli Linkler   |   Editörden   |   İletişim
www.eskisehirdehaber.com web sitemizde yer alan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları saklıdır. www.eskisehirdehaber.com'un onayı olmadan bu içeriklerin kopyalanması, yeniden yayınlanması veya yeniden dağıtılması yasaktır.